KURUMSAL Kurucumuz Eğitim Felsefesi Yönetim Kadrosu BUEK İş Ortaklığı EĞİTİM ÖĞRETİM Okul Öncesi İlkokul Ortaokul Lise OKULLARIMIZ YENİ KAMPÜSLER UĞURLU OLMAK Sorularla Uğur Okulları U Mag Newsletter Uğur Sınava Hazırlık Merkezi Eğitime Teknolojik Destek Uğur International U-Tigers Club U Store Duyurular ve Haberler Basın Odası Blog İnsan Kaynakları Bize Ulaşın Tanıtım Filmi

Japonların Çalışma Disiplini

06.05.2021 - Uğur Okulları

Uzmanlar sürekli çalışmaktansa bir disiplin içerisinde çalışmanın daha faydalı olacağını söylüyor. Peki bu disiplini nasıl kazanabiliriz? Haydi gelin çalışma hayatlarından günlük yaşantılarına, hayatlarını bir disiplin içerisinde yaşayan ve bu çalışma düzenleriyle dünyanın en başarılı markalarını çıkarmayı başarmış Japonları birlikte inceleyelim.

Dünyadaki en güçlü markalara bakıldığında Japon şirketlerin isimlerinin fazlalığını görebilmek mümkün. Hem otomotiv sektöründe hem elektrik - elektronik sektöründe Japonların namı hala yürüyor. Ayrıca oyun severler PlayStation, SEGA, Nintendo, CAPCOM ve KONAMI gibi markaların Japon markaları olduğunu duyunca muhtemelen şaşıracaktır. Çünkü oyun sektörünün en önemli markaları, elektronik ve otomotiv sanayinin en bilinen markaları Japonlara ait. Peki bizden epeyce uzaktaki bu ada ülkesi nasıl oluyor da tüm dünyadaki en önemli elektronik markalarının sahibi olabiliyor? Cevabı aslında çok basit. Fazlasıyla disiplinliler.

Japonlar küçük yaştan itibaren sıkı eğitim sistemine sahip olan okullarda eğitilmeye başlıyor. Okullar çocukların Japon gelenekleri ve kültürlerini öğrenebilmesi için özel bir müfredat ile eğitim veriyor. Okul her yıl üç döneme ayrılıyor. Yaz tatili süresi altı hafta. Kış ve ilkbaharda iki haftalık tatilleri oluyor ve öğrenciler yıl boyunca Cumartesi günleri de yarım gün okula gidiyorlar. Altı yaşını dolduran her çocuk altı yıllık ilkokul eğitimine başlıyor. Ardından üç senelik orta öğretim eğitimi başlıyor. Japonya’da eğitim zorunlu 9 sene. Bu eğitim süresinin sonunda öğrenciler ister okumaya devam etmeye karar verip ilk önce liseye ardından da üniversiteye devam ediyor, isterlerse de iş arıyor. Okullarda derslere devam zorunluluğu çok katı bir şekilde uygulanıyor. İşte bu nedenle de Japonların okuma alışkanlıkları diğer ülkelere göre çok gelişmiş durumda. 

25’E KARŞI 1

Ülkedeki okur-yazarlık oranı yaklaşık olarak %99. Bu oran şu demek oluyor; onlar yılda ortalama 25 kitap okurken biz yılda sadece 1 kitap okuyoruz. Okullarının ve sınıflarının temizliğinden de öğrenciler sorumlu. Gerçekten de 6 ile 12. sınıflara giden öğrenciler gruplara ayrılıyor ve haftada bir ya da iki kez kendilerine verilen bölgeleri temizliyorlar. Japon eğitimcilere göre bu temizliği öğrencilerden rica etmek onların okullarını sahiplenmesini sağlıyor. Ayrıca Japonya sokaklarında çöp görmek mümkün değil. Çünkü ağaç yaşken eğilir misali ilkokulda bu alışkanlıkları kazanan öğrenciler ile
temiz bir toplum yetişmiş oluyor. Okullardaki yemek saatlerinde kantin veya yemekhaneye de gidilmiyor. Öğrenciler öğretmenleri ile birlikte sınıfta hep birlikte oturarak yemek yiyor. Ayrıca herkese yemek dağıtılıyor ve her öğrenci aynı yemeği yiyor. Japonlar için karşılamak önemli bir ritüel olarak görülüyor. Bu nedenle de her gün okul başlamadan önce öğrenciler öğretmenlerini başlarını öne eğerek selamlıyor ve ardından da birkaç dakikalık meditasyon ile birlikte kendilerini güne hazırlıyorlar.

TEMBELLİĞE ‘KAİZEN’ 

Japonların kendilerince tembelliğe karşı bir yöntemleri de var. Buna “Kaizen” diyorlar. “Kai” onların dilinde değişim anlamına geliyor. “Zen” ise iyi anlamında. Kaizen düşüncesinin özünde kişinin her gün sadece bir dakika boyunca bir şeyler yapmaya çalışması yatıyor. Yani kişi her gün o bir dakika içerisinde İngilizce de öğrenebilir. Matematiğe de çalışabilir. Ama Japonlara göre en önemli nokta kişinin bunu yapmaktan keyif alması ve bunu düzenli olarak devam ettirmesi. Bir çalışma planını bile en fazla ne kadar devam ettirebiliyoruz? Büyük bir heyecan ile başlayıp kısa sürede pes edip bıraktığımız çalışma planlarını bir düşünün. Bu çabuk pes etmelerin çözümünü Japonlar her gün düzenli olarak bu tekniği uygulayarak bulmuşlar.

5S KURALI

Japonların günlük hayatlarındaki düzen için kullandıkları bir başka kural da “5S” kuralı. Bu kural Japonca beş kelimenin baş harflerinin bir araya getirilerek adlandırıldığı bir kural. İlk S harfi “Seiri”yi temsil ediyor. “Seiri” muntazam ve sade anlamına geliyor. Japonlar sade yaşamlarıyla ünlüdür. Çalışma ve yaşam ortamları çok temiz ve sadedir. Yani onlardaki minimalist yaşamı temsil eden kelime “5S”nin ilk adımı. İkinci kelime “Seiton”. Bu kelime Türkçeye çevrilince düzenlilik ve dakiklik anlamlarına geliyor. Japonlar her şeyin yerli yerinde olmasını istiyor. Her şeyin düzenli olmasını istiyor. “5S”nin üçüncü kelimesi ise “Seiso”. Bu kelime temizlik anlamına geliyor ve Japonların titizliğini simgeliyor. Bir sonraki kelime ise “Seiketsu”. Kelimenin anlamı standartlık. Yani monotonluk. Japonlar bize belki çok sıkıcı gelecek ama monoton bir hayatı tercih ediyorlar. “5S” kuralının son kelimesi ise disiplin anlamına gelen “Shitsuke”. Onların hayat düzeni haline gelmiş olan disiplin kuralın son adımını temsil ediyor. Henüz daha küçük bir çocukken bu şekilde yetiştirilmeye başlanan Japonlar hayatlarının her adımında bir disiplin içerisinde yaşıyorlar.

10 Adımda Kaizen Yöntemi

Kaizen yöntemi Japon şirketlerinde de kullanılan bir yöntem. Şirketler çalışanlarının daha verimli olabilmesi için çalışma sistemlerini bu düşünce üzerine kurmuşlar. Japonlar Kaizen yöntemini on kural ile özetliyorlar...

  1. Gelişime açık ol ve kendini sürekli geliştir. 
  2. Gelenekselleşmiş ve zamanı geçmiş olan kavramları ortadan kaldır. 
  3. Hiçbir mazereti kabul etme ve çabalamaya devam et. 
  4. İşe yarayacak olan yeni metotlara hayır deme. 
  5. Eğer yanlış bir şeyler var ise onları düzelt. 
  6. Problemi çözmek için destek olanlara izin ver. 
  7. Birden çok insandan bilgi ve öneri al. 
  8. “Beş soru kuralı”nı unutma ve karar vermeden önce kök bir neden bulabilmek için beş defa “neden” sorusunu sor. 
  9. Ekonomik ol ve para biriktir. Biriktirdiğin parayı kendini geliştirmek için kullan. 
  10. Gelişimin sınırı yok. Kendini geliştirmekten korkma ve daha iyisinin olacağına inan.
     

Kaynak: Uğur Okulları Gençlik ve Kariyer Dergisi U MAG, Sayı 4, Mayıs- Haziran 2018

#Eğitim
Sizi Arayalım
×
Sizi Arayalım
Sizi Arayalım
×
Sizi Arayalım