KURUMSAL Kurucumuz Eğitim Felsefesi Yönetim Kadrosu BUEK İş Ortaklığı EĞİTİM ÖĞRETİM Okul Öncesi İlkokul Ortaokul Lise OKULLARIMIZ YENİ KAMPÜSLER UĞURLU OLMAK Sorularla Uğur Okulları U Mag Newsletter Uğur Sınava Hazırlık Merkezi Eğitime Teknolojik Destek Uğur International U-Tigers Club U Store Duyurular ve Haberler Basın Odası Blog İnsan Kaynakları Bize Ulaşın Tanıtım Filmi

4 Fantastik Kadın

26.11.2020 - Uğur Okulları

J.K. Rowling, Stephenie Meyer, Suzanne Collins, Becca Fitzpatrick... Son 15 yılda fantastik edebiyata damga vuran dört usta kadın yazar. Kariyerlerine, eserlerine, edebi üsluplarına gelin birlikte yakından bakalım.

Washington Üniversitesi’nin araştırmasına göre roman okuyan insanların zihinleri, okudukları romanlarda yazılanları kendileri yaşıyormuş gibi tepki göstermektedir. Ayrıca roman okuyanların daha çok yaratıcı fikirler üretebildikleri de kanıtlanmış bir gerçek. 

Son zamanlarda dünya edebiyatında fantastik romanlarda yükselen bir trend var. Her geçen gün bu türdeki romanlar artmaya devam ediyor. Hatta amatör yazarlar blog sayfalarında her hafta devamı gelen fantastik romanlar yazarken büyük bir kitle tarafından da takip ediliyorlar. Üstelik yazılan romanlar sadece metinde kalmıyor. Sinemaya ve televizyona uyarlanıyor. Kitapla ilgili oyuncaklar, okul malzemeleri, kıyafetler üretiliyor. 
Son yıllarda gençler arasında yaygın ilgi gören romanlar ise fantastik olanlar. Bu konuda son 15 yılda dört önemli kadın yazarın öne çıktığını görüyoruz: J.K. Rowling (Harry Potter), Stephenie Meyer (Alacakaranlık), Suzanne Collins (Açlık Oyunları) ve Becca Fitzpatrick (Sessizlik)... 
Gelin dünyada çok ses getiren fantastik roman serileriyle popüler kültüre yön veren dört önemli kadın yazarı biraz daha yakından tanıyalım...

J.K. Rowling
“Harr y Potter” serisi 1997 yılında çıktığında kitabın sadece çocuk kitabı olduğu düşünülüyordu. Fakat seri Rowling’in de tahmin edemeyeceği kadar geniş bir kitleye ulaştı. Rowling hepimizin bir nefeste bitirdiği “Harry Potter”ı yazmaya tam yirmi sekiz sene önce 1990’da bir tren yolculuğunda başladı. Ardından beş sene boyunca tüm serinin genel bir haritasını çıkardı. O yıllarda bir yandan öğretmenlik yapan Rowling bir yandan da seriyi yazmaya devam etti. Bu sırada kitabı basabilmek için yayınevleri ile görüşürken pek çok kez reddedildikten sonra en sonunda bir yayınevinden kitabı basacaklarına dair mektup aldı. Böylelikle “Harry Potter” macerası başlamış oldu. Fakat Rowling dünyanın en çok okunan kitaplarından olan “Harry Potter”ın ardından yazmayı bırakmadı. “Harry Potter” evrenine ait üç kitap ve bir tiyatro oyunu daha yazdı. Ayrıca yetişkin okurlarına yönelik “Boş Koltuk ” isimli bir roman da yazdı. Rowling “Harr y Potter”ı yazarken fantastik edebiyatın geleneksel ögelerini kullanarak okuyucunun hayatın zorluklarını deneyimleyen küçük bir çocuk ile empati kurabilmesini sağladı. Yoktan var ettiği, hayal gücüyle dolu mistik ve sihirli bir dünyanın varlığına okuyucuyu inandırdı ve o dünyada hikaye içerisinde hikaye anlattı.

Becca Fitzpatrick
Üniversitede toplum sağlığı okuyan Becca Fitzpatrick hayatı boyunca hep yazar olmak istedi. 2003 yılının Şubat ayında 24’üncü yaşını kutlarken eşinden gelen yaş günü hediyesi yazarlık kursuydu. O kursta “Hush Hush” serisini yazan Fitzpatrick belki de bu kadar başarılı olacağını hiçbir zaman tahmin etmemişti. Romanının genel hikayesini mitolojik ve dini ögeleri kullanarak oluşturdu. Serinin ilk kitabı “Sessizlik” lise çağlarındaki Nora isimli kızın cennetten kovulmuş meleğe olan aşkını konu alarak başlıyordu. 2005 yılında çıkan “Alacakaranlık” serisine benzer olarak masum bir kızın pek masum olmayan birine aşık olmasını konu aldığı için çoğu zaman Meyer ile karşılaştırıldı. Fakat Fitzpatrick ’in üslubu Meyer’den sürükleyici olması genç okuyucular arasında kitabın sevilerek okunmasını sağladı. Serinin her bir kitabında aksiyonu gittikçe artırarak merak uyandırmaya ve okuyucuyu şaşır tmaya devam etti. Serinin ikinci kitabı “Çığlık” ise “New York Times Çok Satanlar” listesinde on hafta boyunca kaldı. Fitzpatrick’in “Siyah Buz” isimli bir romanı daha var.


Stephenie Meyer
“Alacakaranlık ” (Twilight) serisi dünya çapında 100 milyon kopya satarak en çok satılan kitaplar arasında yerini aldı. Edebiyatta ve sinema dünyasında çokça kullanılan mitolojik bir varlık olan vampir ile genç bir kızın lise sıralarındaki aşklarını konu alan bu seri pek çok kesimden çok farklı tepkiler aldı. Tüm dünya Meyer’e “Amerika’nın J.K. Rowling’i” diye hitap etmeye başlarken aslında Rowling ile Meyer’in tarzları arasında büyük farklar vardı. Meyer’in ve Rowling’in kullandığı dil bariz bir şekilde farklıydı. Rowling “Harry Potter”da hikayeyi üçüncü tekil şahıs ağzıyla anlatırken Meyer kitabın ana karakteri Bella Swan’ın ağzından yazıyordu. Ayrıca Meyer’in dilini yetersiz bulan eleştirmenler kitabın konusunu da demode ve basit buluyorlardı. Eleştirmenlerin aksine “Alacakaranlık” serisi okuyucuda bıraktığı duygusal etkiler ile ses getirmişti ve genç kadınlar arasında çok popülerdi. Modern ve kasvetli bir Romeo ve Juliet hikayesi ile yola çıkan Meyer seriyi yazarken Charlotte Brontë’nin “Jane Eyre” eseri ile L. M. Montgomery’nin “Yeşilin Kızı Anne” eserlerinden esinlendiğini belir tiyor. 2003’te basılmış serinin ilk kitabı dör t sene sonra 2007’de beyazperdeye uyarlandı. Bu sırada Meyer’in yetişkinlere yönelik yazdığı bilimkurgu romanı “Göçebe” 2008’de, gerilim romanı “Kimyager” ise 2016’da basıldı. “Göçebe”, 2013’te filme çekildi

Suzanne Collins
“Açlık Oyunları” (Hunger Games) serisinin yazarı olan Suzanne Collins, 1991 yılında Nickelodeon kanalında okul öncesi çocuk programlarında yazarlık yaparak iş hayatına atıldı. Bir gün “Alis Harikalar Diyarında” daki Alis’in tavşan deliğinden geçip fantastik bir ormanda sıkışıp kalması gibi hepimizin bir çeşit tavşan deliğinde sıkışıp kaldığını fark etti. İşte bu düşünce beş kitaplık bir serinin, “Yer Altı Günlükleri”nin ilk kitabının fikrini oluşturdu. Bu seri “New York Times Çok Satanlar” listesine girdikten sonra Collins kendisine daha büyük bir başarı getirecek olan “Açlık Oyunları” serisini yazdı. Kitap, fantastik bir evrende yaşadığı mıntıkayı temsil eden on iki gencin hayatları için yarıştığı ve tek kişi kalana kadar savaştığı televizyon programına gönülsüzce katılan Katniss Everdeen’in maceralarını konu alıyordu. Gençlere yönelik çıkardığı fantastik romanlar nedeniyle Stephenie Meyer ile bolca karşılaştırılan Collins’in dili ve kurgusu Meyer’e göre daha ‘ustalıklı’ bulunuyordu. Suzanne Collins ile J.K. Rowling karşılaştırıldığında ise Rowling’in serisi “Açlık Oyunları”na göre daha ‘çocukça’ görülüyordu. Collins’in bu serisi de sinemaya uyarlandı ve izleyiciden tam not aldı. Filmi izleyenler kitabın çok daha iyi olduğunu duyunca seriyi okumaya yöneldi. Böylece Suzanne Collins dünya çapında büyük bir üne kavuşmuş oldu. 2010 yılında Time Dergisi, Collins’i dünyanın en etkili insanlarından biri olarak gösterdi.

Kaynak: Uğur Okulları Gençlik ve Kariyer Dergisi U MAG, Sayı 2, Ocak - Şubat 2018
 

#Yaşam
Sizi Arayalım
×
Sizi Arayalım
Sizi Arayalım
×
Sizi Arayalım